Dental implantlar günümüz diş hekimliğinde oldukça önemli bir alan kaplamakta ve kullanımı giderek artmaktadır. Kabaca tarif etmek gerekirse implant kemiğin içine yerleştirilen titanyumdan üretilmiş üstüne protezi yapmamızı sağlayan yapay kök gibi düşünülebilir. Diş kaybedildikten sonra uzun zaman geçmişse veya hareketli protezler kullanıldığında çene kemiklerinde kayıplar görülmektedir. İmplant ise cerrahi olarak yerleştirildikten sonra kemiği muhafaza etmesi gibi bir avantaj sağlasa da implantın esas amacı üzerine protezi yani “dişi” yapmaktır. İmplantların kullanılmaya başlanmasından itibaren yapılan çalışmalarla 1986’da implantın başarılı kabul edilmesi için kriterler belirlenmiştir. Daha çok biyolojik olan bu kriterler güncellenerek “İmplant destekli restorasyonlar yapılmış ve fonksiyonda olmalıdır.” maddesi ilave edilmiştir.
Tedavi edilebilecek dişlerin çekimiyle implant planlaması ilk seçenek değildir. İmplantla doğal diş karşılaştırıldığında biyolojik olarak kemik ve dişetine bağlanma açısından farklılıklar görülmektedir. Bu farklar bize implantın sorunsuz bir tedavi olmadığını da göstermektedir. Rutin kontrolleri yapılan, ağız bakımına dikkat eden hastalarla birlikte doğru yerleştirilmiş ve doğru protezi yapılmış implantlarda problem yaşama olasılığı oldukça düşmektedir. Literatürdeki çalışmalara göre 10 yıllık takip sonunda implantların başarılı bulunma oranı %93-96,4 arasındadır. 20 yıllık takip çalışmasına göre başarı oranı %78 olarak bildirilmiştir. Yani her 5 implanttan 4’ü başarılı olarak bu süreyi tamamlamıştır.
Her dişsiz alan da implant yerleştirilecek bir boşluk olarak görülmemelidir. Kanal tedavili veya harabiyeti fazla dişler arasındaki eksiklik çok daha hızlı bir şekilde sabit protezlerle restore edilebilir. Özellikle üst çene ön bölgede fazla miktarda kemik kaybı olan hastalarda sabit veya implant destekli protezler dudak desteğini sağlamayabilir ve estetik problemler ortaya çıkabilir. Benzer şekilde çeneler arası mesafe arttığında da yani implant üstü sabit restorasyonlar çok uzun olduğunda da mekanik poblemler artmaktadır. Bu gibi durumlarda konvansiyonel protezler daha başarılı sonuç verebilir veya implant destekli protezin alternatif tasarımları da planlanarak başarılı bir tedavi yapılabilir.
İmplant kararı verilirken hastanın isteğinin olmasının yanı sıra hekiminde kapsamlı bir değerlendirme yapması gerekmektedir. Güncel teknoloji ile çene kemiğinin boyutları dental tomografi ile 3 boyutlu olarak değerlendirilmektedir. Ancak sadece kemiğin değerlendirilmesi başarı için yeterli değildir. Yapılacak proteze göre implantların konumu, sayısı belirlendiğinde hastanın isteğine uygun, onun faydasına olan ve hekimin başarılı bir tedavi yapabilmesinin yolu açılabilmektedir. Hekimin hastayı implant destekli olsun veya olmasın ayrıntılı değerlendirmesi, farklı alternatiflerin artıları ve eksilerini ortaya koyarak bilgilendirmesi ve bu sürecin hastanın katılımıyla planlanması ile uzun dönemde başarılı ve hastanın memnun olduğu bir tedavi gerçekleştirebiliriz. Her bir birey kendine özgüdür. Doğruya ulaşmak için tek bir yol olmadığından her bir hastaya onun durumuna uygun kişisel bir tedavi planı yapılmalıdır. Bu sayede hem hastanın hem de hekimin içine sinen, fonksiyonel, estetik ve konforlu restorasyonlarla öngörülebilen sonuçlar elde edebiliriz.

